More you might like
ben kimseye ihtiyaç duymayacak hale gelene kadar kaç kere yalnız bırakıldım bir bilseniz.
yürüyorum ama sanki en olmadık yerlere savruluyorum gibi. zihnimi acıtan her ne varsa yük oluyor bana. bugünlerde fazlasıyla çelişkilerle doluyum. benliğimi desen, yara bere içerisinde. kelimeler de sırt çevirmiş bana. sevdiğim her şeyi yitiriyormuşum gibi. hissettiğim şeyler mezarımı kazmak üzere. attığım adımlar. sarf ettiğim sözler, dokunduğum yerler benden birer parça eksiltiyormuş gibi. artık kendimi anlatmakta dahi zorlanıyorum. severek yaptığım şeylere yabancı kalıyorum. ne istediğimi. ne düşündüğümü bile bilemiyorum. hislerimi dahi anlayamıyorum. yaşıyorum ama boşa. kimseye yakmadan, yıkmadan, hüzne boğmadan ilerlemeye çalıştıkça yakıldığım çemberin içerisini daha da alevlendirdiler. artık neyi hak ediyorum, neyi hak etmiyorum bilmiyorum. ben hiçbir şey bilmiyorum. geçmişe ait düşüncelerimi ve hislerimi düşünüyorum ama onlara ait zihnimde tek bir kırıntı dahi yok. bilinmezliğin ve yok oluşun arasında kayboluyorum. satırlarıma gelişi güzel bir kaç his konduruyorum. artık hisli cümleler yazan o kız çocuğu yok. hisleri yamalı. kalbinde ki yaraları dikiş dahi tutmuyor. bu vefasız kalabalığın arasında süzülürcesine bir girdaba sürükleniyor. karmaşa içerisinde büyüyor. düşüşlerimin arasında düşler kuruyorum. gerçekleşeceğine olan inancımı tam tutmaya çalışsam da bir şeyler oluyor ve tüm olumlu düşüncelerim yok oluyor. yok olarak biteceğim sanırım. bazı gönülleri terk etmek istiyorum ama vicdanıma yenik düşüyorum. ne çok severim düşmeyi. ruhum hâlâ çocuk. yaralarım kanıyor, bir yandan da ruhum ağrıyor. sızıların yerine ağrılar geçti. öyle bir ağrı ki bedenimin içerisi enkaz bölgesi gibi. karışık zihnimi şarkılar dahi susturamıyor. ruhum darda. yetişen yok. koşuyorum ama her adımım geriye dönük. susuyorum ama bir yanım konuşmak istiyor, konuşuyorum ama bir yanım susmak istiyor. karmakarışığım. bir romanın en gereksiz karakteri gibiyim ya da sofrada en az sevilen yiyeceğim. ben genellikle az ve eksiğimdir. hem faydamda olmaz benim. beni altüst eden bir şeyler var ve aşamıyorum. aşamadığım her şeyin bir ileri adımı uçurum. bazı şeyler beni o uçuruma atmaya yemin etmiş gibi. bazı acılar patlak vermeye başladı, yüreğimden sızıyor. hislerim halat misali boynuma dolanmış gibi. acı çekiyorum. dört yanımı saran hüzün kokusunda ölecekmiş gibi hissediyorum. belki de hak ettiğim budur. çelişkilerime son vermeliyim yoksa delirecek gibi hissediyorum. sağ kalın.
uyusturulanhisler
her sokak sonuna yarısı içilmiş bir kaç tane izmarit bıraktım. içimde bir enkazı büyüttüm. yıllarca o enkazla büyüdüm. çok sustum. boğazımı sıktı bir el. şakaklarıma soğuk bir namlu dayandı. haykırmak istedim. ağzımı bile açamadım. çevremdeki insanlar ile konuşmayı kestim. kapalı bir kutu misali kapattım kendimi herkese. çok sigara içtim. verdiğim çoğu sözü tutamadım. çocukken oynadığım parkta izmarit denizi oluşturdum. şarkılar açtım. zihnimdeki sesler sussun istedim. başımı yasladığım yastık boğdu beni. bedenimi yasladığım duvar üzerime yıkıldı. çok ağladım. çok güldüm. artık bir tebessümüm bile yok. çoğu kişinin nefretini bile kazandım. çok kişi gitti. gitmeyip de aklı gidenlerde kalanları ben ittim, gitsinler diye. yalnızlığı yuva belledim. kapımı çalan herkesi kovdum. sevgiye inanmadım. ellerim çok titredi. ara ara gözlerim doldu. saklamayı, saklanmayı öğrendim. sigaraya başladım. öğrendim zehirlenmeyi. ölmek için içiyorum uzun zamandır, kimse bilmese de. sığınmadım kimseye. yuva bellemedim hiçbir bedeni. elimi tutsunlar istemedim. çünkü biliyorum, elimi tutmaları bile gidişin işareti. kaybetmekten korkmadım hiçbir zaman. çok şeyi kaybettim. mezar başlarında ağladım. gidenlerin arkasından bir sigara yaktım, bir sigaraya bile değmemiş olsalar bile. çok canım yandı. artık yanacak yerim kalmadı. yanımda kimse yok. bir kaç şiir ve sigara eşliğinde yazıyorum bu yazıyı. başım ağrıyor. geçmiyor da aylardır. konuşmuyorum artık kendimle. bilirim, her an ben de gidebilirim.
Böyle olması gerekiyormuş demeyi canım yana yana öğrendim. Artık hiç bir şeyin yakasına tırnaklarım sökülürcesine yapışmıyorum. Bu zamana kadar olacağı varsa olurdu zaten diyip pes ediyorum. Emekse emek, zamansa zaman, umutsa umut, her şeyi gözü kapalı feda ettiğim hiç bir şey benim olmadı çünkü.
ben neye dokunsam elimde kaldı, bazen gözümü dahi açmak istemiyorum.
o uçurumda yalnızdım, kendimi ordan bıraktığımda gene ayaklarımın üstüne düşen bir bendim. yıkılmak isteyip yıkılamayan bir bendim. o yangında da yalnızdım, bir ben yandım o ateşte. sen bilmezsin, bilemezsin. bilmek istemezsin; uğruna yediğim sayısız dayakları, köşe bucak kaçtığım darbelerimi
Akşam evde kıyamet kopuyor o gecenin sabahı birlikte çay içiyoruz başımızı kaldırmadan, hiç konuşmadan, hiç sevmeden





